Anasayfa
Kısırlık ve Tüp Bebek
Gebelik ve Doğum
Jinekoloji
Genetik
Psikolojik Danışmanlık
Kliniğimiz
Ayın Konusu
Sıkça Sorulanlar
Bize Ulaşın

PAP-SMEAR ve KOLPOSKOPİ
PAP-SMEAR

Kadında ilk beraberlikten 1 yıl sonra rahim ağzı kanseri taraması için yıllık periodlarla rutin pap-smear alınması önerilmektedir. Pap-smear mucidi Papanicolaou’nun adıyla anılır, smear sürüntü-sürmek anlamına gelir. Rahim ağzındaki hücreler bir fırça yardımıyla rutin jinekolojik muayene sırasında alınır. Fırça bir özel bir cam üzerine sürülür veya sıvıya batırılmak suretiyle mikroskop altında değerlendirmek üzere patoloğa gönderilir. Birçok kanserden farklı olarak, rahim ağzı kanserinde hücresel değişiklikler yıllar süren yavaş bir ilerleme göstererek geliştiği için smear taraması ile bir aşamada bu süreç durdurulabilir. Smear dikkatli bir patolog tarafından değerlendirildiğinde hormonal durum ve alt genital sistem enfeksiyonları için de yol gösterici olabilmektedir.

DİSPLAZİ ve CIN

Plazi terimi büyüme anlamına gelir,displazi ise düzensiz büyüme olarak tanımlanabilir. Serviksi (rahim ağzı) mikroskop altında incelediğimizde bir çok kattan oluşan hücre tabakaları görürüz. Bu hücrelerin şekli en altta yuvarlak iken yukarıya doğru çıkıldıkça yani hücreler olgunlaştıkça yassılaşır. İşte bu düzenli yapının bozulması, aralarda anormal çekirdekli hücrelerin bulunması servikal displazi olarak adlandırılır. Düzensizlik ne kadar fazla ise displazinin derecesi de o kadar yüksektir. Neoplazi ise yeni büyüme anlamına gelir. Rahim ağzını döşeyen doku (epitelyum dokusu) içinde displazinin derecesi Cervical (rahim ağzı, serviks) Intraepithelial (epitelyum dokusunun içinde, henüz kanserleşerek dışarı çıkmamış) Neoplasi I II ve III. derece olmak üzere CIN I, CIN II ve CIN III olarak sınıflandırılır.

Dokunun dörtte birine kadar kısmının düzeninin bozulduğu ancak genel anlamda ciddi bir düzensizlik saptanmayan durumlar CIN I olarak adlandırılırken anormal hücrelerin tüm tabakanın yarısına kadar alanı kapladığı durumlar orta dereceli displazi (CIN II), yüzeyin tamamının düzensiz olduğu durumlar ise CIN III olarak adlandırılır. Hücre çekirdeklerinin kanserde olduğu kadar bozulduğu ancak henüz rahim ağzını döşeyen dokunun dışına çıkmadığı durum karsinoma-in-situ olarak tanımlanır. Bu tablo tedavi edilmediğinde ileride kansere neden olması kaçınılmazıdır.

Displazi ve karsinoma-in-situ’da hücresel bozukluk tamamen rahim ağzını döşeyen dokunun içindedir, oysa kanserde olay bu dokunun dışına doğru ilerlemiştir. Kanser tedavisi, displazi ve karsinoma in-situ’dan farklıdır, rahim ağzı kanseri ve diğerleri tamamen ayrı hastalıklar olarak kabul edilmelidir.

LSIL - HSIL

Hafif displazinin yani CIN I'in kansere dönüşme olsılığı son derece düşük olduğundan yeni bir sınıflama yapılmıştır. CIN I, düşük dereceli skuamöz intraepitheliyel lezyon (Low grade Squamous Intraepithelial Lesion) ya da kısaca LSIL olarak adlandırılır. CIN II ve CIN III ise yüksek dereceli skuamöz intraepitheliyel lezyon (High grade Squamous Intraepithelial Lesion) ya da kısaca HSIL olarak adlandırılır.

Şiddeti ne olursa olsun uygun takip ve tedavi ile displazinin kansere dönüşmesi son derece nadir bir durumdur.

ASCUS

ASCUS (Atypical Squamous Cells of Undetermined Significance) önemi saptanamayan anormal hücreler demektir. Smear sonucunda ASCUS rapor edilmesi aslında incelemeyi yapan patoloğun bazı hücresel değişimler var ama ne olduğu anlaşılamıyor demesi gibidir. Enfeksiyon gibi durumlar bu tanıya neden olabilir ancak ASCUS tanısı konan hastaların yaklaşık %20-30'unda aslında altta yatan bir displazi vardır.

Smear sonucu ASCUS çıktığında bir süre sonra tekrar pap-smear alınabileceği gibi displaziyi atlamamak için kolposkopi ve gerekirse biopsi yapılması da uygun bir yaklaşımdır.

KOLPOSKOPİ

Kolposkopi, jinekolojik muayene sırasında rahim ağzının asetik asit ve lugol adında bir boya ile boyanması ve hücresel bozukluk olan bölgelerin, bir büyüteç sistemi altında izlenmesidir.

Displazik hücreler asetik asit ile beyazlaşır ve nişasta içerikleri azaldığı için bir nişasta boyası olan lugol ile kahverengi boyanmaz, kanarya sarısı görünürler. Burada özetlemeye çalıştığım kolposkopik değerlendirmenin, üzerinde kitaplar yazılan çok geniş bir konu olduğunu belirtmek isterim. Kolposkopik incelemenin yalancı negatifliği (hücresel bozulmayı gözden kaçırması) smearden daha düşüktür, yani rahim ağzı bozukluklarını yakalamak için daha güvenlidir, pap-smearde displazi izlendiğinde doğrulamak ve biopsi almak için kolposkopik inceleme yapmak gerekir.

LEEP

Loop Electrosurgical Excision Prosedure, uç kısmında ince bir tel olan, elektrik akımıyla çalışan bir alet ile rahim ağzını döşeyen hastalıklı bölgenin çıkarılması işlemidir, genel veya bölgesel anestezi ile yapılabilir. İşlem süresi saniyelerle ölçülür, birkaç saat hastanede kalmak yeterlidir. Patolojik inceleme sonrasında hücresel bozulmanın derecesi ve cerrahi sınırlarda sorun olup olmadığı (geride displazik doku kalıp kalmadığı) anlaşılır.